Reklam, belirli bir ücret karşılığında bir ürün
hizmet ya da kurumun tanıtılmasıdır. Özellikle kitle iletişim araçları
kullanılarak mal ve hizmetlerin büyük çaplı toplumlara, yani tüketicilere
tanıtılmasıdır. Aynı zamanda sosyal konularda hedef kitleye bilgi vererek
markalara yönelme ve tercih etmelerini sağlamadır. Reklam günümüz pazarlamanın
en önemli kaynaklarından biridir.
Başarılı
bir reklam yapmanın en temel 3 kuralı vardır:
Birincisi, doğru hedef kitleye ulaşmaktır. Firmalar sahip olduğu amaçlar
doğrultusunda yaptığı reklamlar ile hedef kitlenin ilgisini ve dikkatini
çekmeye çalışır. Hedef kitle burada çok önemlidir. Firmalar eğer hedef
kitlesini doğru belirleyemezse yaptıkları reklam amacına ulaşmaz ve istenilen
feedback alınamaz.
İkincisi, anlamaktır.
Bir reklam kampanyasında hedef kitleye anlatılmak, verilmek istenen düşünce en
yalın halde verilmelidir. İletilmek istenen mesaj tüketici tarafından doğru bir
şekilde algılanmalı ve kafalarda soru işareti bırakmamalıdır. Aynı zamanda
yaratıcı da olunmalı ki ilgi ve dikkatleri o markanın üzerine toplayabilmeli.
Üçüncüsü ise, iknadır.
Buradaki amaç tüketicinin bize inanması yani ikna olmasıdır. Tüketici ikna
olmalı ki harekete geçsin ve bizi tercih etsin. Sonuçta ‘’Reklam geniş
kitlelere tüketim çılgınlığı yaratma sanatıdır.’’
Reklamın
asıl satış amacı bir diğer önemli konudur. Reklamın satış amacı kısa vadede ve
uzun vadede olmak üzere ikiye ayrılır. Kısa
vadeli reklamların asıl amacı, tüketicileri harekete geçirerek satışları
artırıp kâr elde etmek ve bizim markamıza yönelmelerini sağlamaktır. Firmalar
bu yüzden reklamlarda çoğunlukla mübalağa sanatından yararlanarak ürünlerin
tüketiciye daha cazip gelecek yönlerini öne çıkararak reklamın asıl amacına
ulaşmasını sağlar. Reklamın uzun vadedeki
satış amacı ise tüketicinin o firmaya dair ürün ve hizmetlerini bilmesi ve
görmesini sağlamaktır. Tüketiciye o ürünü kullandığında vereceği yararı ve
memnuniyeti de göstererek almaya ve kullanmaya teşvik etmektir.
Peki
ya reklamın iyisi kötüsü olur mu?
‘’Reklamın iyisi kötüsü olmaz, reklam reklamdır’’
düşüncesi olan firmalar ‘’Bilinirliğe giden her yol mubahtır’’ düşüncesiyle
hareket eden firmalardır. Kötü reklamlar sayesinde elbette ki insanlar
tarafından konuşulur ve bilinirliğini artırırlar. Ancak kötü bir imaj ile
tanınmış bir firma ile çalışmak veya müşterisi olmak normal şartlarda kimsenin
tercihi olmayacaktır. Çünkü insanlar artık rasyonelliğin dışında kullandıkları
markalarla duygusal bir bağ kurmaktadır. Bir marka kötü bir hadise ile duyulur ve kötü
bir itibar oluşturursa toplum tarafından dışlanır bunun beraberinde ise sürü
psikolojisi yaratır ve o marka sonunda yok olmaya mahkum kalır. Bu yüzden
reklamın iyisi kötüsü olmaz sorusu bu aşamada geçerliliği kalmayan bir
hipotezdir.
Reklamın iyisi size iyi bir reklam olduğunu zaten
gösterir. Bir reklam yapılış amacıyla bağdaşıyor ve size bunu iyi bir şekilde
aktarabiliyorsa bu iyi bir reklamdır. Böyle reklamları tekrar tekrar izlemek
istersiniz. Üzerinizde etkisini bırakır ve duygularınıza da hitap eder aynı
zamanda. Reklamı izlerken sizi etkisi altına alır ve bilinçaltınız reklamı
geçmenize izin vermez.
Kısacası yaptığınız işler sizi elbette ki
tanınır yapacaktır, ancak bu ün ya iyi ya da kötü olacaktır. İyi reklam sizi
her zaman daha çok tercih edilebilir yapacak ve size itibar katacaktır. Kötü reklam
ise itibarınızı ve hatta sahip olduklarınızı dahi kaybetmenize yol açacaktır.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder